Düşüncenin çırağı olmayanlar şiirin ustası olamazlar. NAZİF GÜRDOĞAN İLE "YEDİ GÜZEL ADAM" EKSENİNDE BİR KONUŞMA ============================================================ Ersin Nazif Gürdoğan, Yedi Güzel Adam içerisinde anılır. Gürdoğan’ın “Teknolojinin Ötesi”, “Kültür ve Sanayileşme”, “Görünmeyen Üniversite”, “Kirlenmenin Boyutları”, “Hicaz’dan Endülüs’e”, “Zaman’ı Aşan Şehirler” ve “Günler Akarken” gibi birçok kıymetli kitabı bulunmaktadır. Ersin Nazif Gürdoğan ============================================= Hep şairlerle bir hayat sürdünüz. Şiir size ne ifade ediyor? ============================================= Necip Fazıl’ın dediği gibi şiir, Allah’ı aramaktır. Mutlak gerçeği aramaktır. Necip Fazıl, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Sezai Karakoç ve onları izleyen Mavera’nın şairleri Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören… Onlar hepsi şiiri iman için bilmişlerdir.
*
Şiir, güzellikleri büyütmenin, iyilikleri büyütmenin, doğrulukları büyütmenin ana araçlarından biridir. Mavera dergisinin çıkış bildirisinde vurgulandığı gibi; bizim kültürümüzde edebiyat, şiir, sanat; sanat için, toplum için, birey için değil, sanat, insan için vardır. Allah için vardır. Güzellikleri büyütmek için vardır. Hayatı cennete dönüştürmek için vardır. Dünyayı cennete dönüştüremeyenler, öbür dünyadaki cennete ulaşamazlar. ======================================= “Yedi Güzel Adam” için neler söylemek istersiniz? ======================================= Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu’nun şiir kitabının adıdır. Kitap “Yedi adam biri bir gün bir kan gördü / gereğini belledi.” dizesiyle başlar.Hayatı yaşanır kılmak için, hayatın şiirini yakalamak gerekir.
*
Yedi Güzel Adam, hayatın şiirini yakalamaya çalışan yedi güzel edebiyatçı idi. Gerçekten onlar ömürlerini şiire, hikâyeye, denemeye, edebiyata adadılar. Çünkü edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat olmaz.
*
Ahmet Haşim “şiir, kelimelerin şarkısıdırr” diyordu. Benzer bir şekilde biz de edebiyatlar medeniyetlerin şarkılarıdır diyebiliriz. “Edebiyat, hayat; hayat, edebiyattır” dersek çok abartmış olmayız.
*
Edebiyat deyince de bütün dünyada herkesin aklına hayatı şiirleştiren kutsal kitaplar gelir. Alfred North Whitehead " Bütün Batı düşüncesi Eflatun’a düşülmüş bir dipnottur"demektedir. Biz de "Bütün insanlığın birikimi kutsal kitaplara düşülmüş bir dipnottur"diyebiliriz.
*
Bütün insanlığın hedefi, kutsal kitapların şiirini yakalamaktır. Hayatın şiirini, kutsal kitapların şiirini yakalayanlar yazarlar. Bu bağlamda hayatın şiirini yakalamak, hayatın şiirini yazmak önemlidir. Yedi Güzel Adam, hayatın şiirini yazan insanlardır. ============================================================= Fethi Gemuhluoğlu'nun düşünce ve eylem dünyasında nasıl bir etkisi olmuştur? ============================================================= Fethi Gemuhluoğlu, bir kuşak üzerinde, çok etkili olmuştur. Bir Allah dostudur. O, bütün sohbetlerinde “şiire, edebiyata, tabiata, ağaçlara dost olamayan insana dost olamaz” derdi.O dost zengini bir gönül insanıdır. Bütün dostluklarını Allah için yaşamıştır.
*
Düşünce ve eylem dünyasında önemli olan, dost olabilmek, Allah için insanları sevmek, Allah için insanlara ışık tutmaktır. Fethi Gemuhluoğlu da bütün bir kuşağa ışık tutmuş bir Anadolu bilgesi, bir Osmanlı insanı, bir Anadolu ermişidir. =============================== Gençlere en çok neyi tavsiye edersiniz? =============================== Gemuhluoğlu, “Oku emri var, yaz emri yok” derdi. O yüzden ömrünün son yıllarında söz ve yazı orucu tutmuştur.Gençler için, hem oku emri var hem yaz emri vardır. Okumadan yazılmaz. Bir cümle yazmak için kırk cümle okumak gerekir. Bir sayfa yazmak için kırk sayfa okumak gerekir.
*
Gençler için günümüzde hem oku emri vardır hem yaz emri vardır. Bunun için de gençler, birkaç dili birden bilmek zorundalar. Bir kere bütün inananların anadili olan Arapça, dünyanın dili olan İngilizce, sanatın dili olan Farsça, hayatın dili olan Türkçe bütün incelikleriyle öğrenilmelidir.
*
Geçmişte bir Osmanlı aydını üç dili çok rahat konuşacak konumdaydı. Arapça, bilimin diliydi. Farsça, sanatın diliydi. Türkçe, devletin diliydi. Şimdi de bu üç dile ilave olarak İngilizceyi ve diğer Batı dillerini de bilmek gerekir. İnsanların kelime dünyası ne kadar zenginse düşünce dünyaları da o kadar zengin olur.
*
Gençler bu bağlamda Gemuhluoğlu'nun deyimiyle söylersek ,yirmi dört saatte yirmi beş saat çalışmalıdırlar.Yetmişli yıllarda bize bir mektup yazmıştı, o mektupta diyordu ki; "Sizler yirmi dört saatte yirmi beş saat çalışmak zorundasınız".
*
Hz. Ali’nin bir sözünü bize ve bütün gençlere vasiyet olarak bırakmıştı: “Dünya beni haramlarından men etti, ben onun helallerinden de geçtim.” Bu gerçekten dünyayı dönüştürmek için önemli bir ilke. Gençler de yeri geldiği zaman dünyanın sadece haramlarından değil, helallerinden de geçebilmelidirler. O zaman gençler dünyanın peşinden değil, dünya gençlerin peşinden gelir.
*
Dünyayı dönüştürmenin yolu, dünyayı değiştirmenin yolu dünyanın peşinden koşmak değil, dünyayı peşinden koşturmaktır. Dünyayı peşinden koşturmanın yolu da dünyadan vazgeçmesini bilmektir.
*
Dünyadan vazgeçmesini bilenler, dünyayı hallaç pamuğu gibi atarlar.