ÜLKELER GEÇMİŞTEN GELECEĞE BİLGİYİ BİLGELİĞE DÖNÜŞTÜREN BİLGE İNSANLARLA TAŞINIRLAR
İki binli yılların ilk yarısında, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de tarım, sanayi ve bilgi toplumları, birbirleriyle iletişim ve etkileşim içinde, yan yana yaşamaktadırlar. Tarım ve sanayi kesimleri, bilgi toplumunda yeni boyutlar kazanmıştır. Her kesimde ekonomik verimlilik, büyük bir hızla artmaktadır. Ürün, hizmet ve bilgi üretiminde bilgisayarlar, insanların çalışma hızlarını artırmada, yürüyen ayakları ve tutan elleri olmaktadırlar.
*
Bilgisayarlarla güçlerine güç katan insanlar, ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın odak noktasına yerleşmişlerdir. Ekonomik verimlilikte insan kaynakları, sermayenin ve doğal kaynakların önüne geçmiştir. Çalışma alanı ne olursa olsun, her kuruluşta üretim maliyetlerinin düşürülmesinde, satışların artırılmasında, kalitenin geliştirilmesinde ve rekabet üstünlüğü kazanılmasında, çalışanlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışma büyük önem kazanmıştır.
*
Kuruluşlarda insan kaynakları, başka kaynaklar tarafından yerine getirilmesi mümkün olmayan, yeni bir işlev yüklenmişlerdir. Artık dünyada her kuruluş gücünü, insan kaynaklarının, bilgi ve bilgelik birikimlerinden almaktadır. İnsanların fiziksel güçlerinin yerine makinaların, zihinsel güçlerinin yerine bilgisayarların geçtiği iki binli yıllarda, insan kaynaklarını değerlendirmenin, her yerde aynı sonuçları veren, değişmeyen hazır formülleri yoktur.
*
Kuruluşların kusursuzluk arayışlarında, karşılarına çıkan sorunların insanlardan kaynaklandığını, çözümlerinin insanlarda bulunduğunu bilerek, verimliliği artırmada, Sosyoloji ve Psikoloji başta olmak üzere, konusu insan olan bütün bilimlerden yararlanmak, yol gösterici olacaktır. Bütün kuruluşlarda ürün, hizmet ve bilgi üretimi, insanlar aracılığıyla, insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Üretimin artırılmasında insanların, tutumları ve davranışları belirleyicik kazanmıştır.
*
Dünyada ilk sıralarda yer almak isteyen kuruluşların, hem ekonomik, hem kültürel hedeflerine ulaşmada, ekonomi ve kültür arasındaki altın oran, değişik kademelerde yer alan, insan kaynakları tarafından yakalanır. Her yerde kuruluşlar tarım, sanayi ve bilgi toplumları arasında ürün, hizmet ve bilgi akışında köprü olma görevini yüklenirler. Kuruluşlar arasındaki iş birliğini geliştirmeden, ülkeler arasındaki çatışmalar önlenemez. Küresel kuruluşlar ülkelerinin yeni barış elçileridir.
*
Yeni ürün, yeni hizmet ve yeni bilgi üretiminde, çığır açan kuruluşlar, dünya barışının da en büyük güvencesi olurlar. Kuruluşları etkisiz olan toplumların, ekonomileri güçsüz olur. Kuruluşlarda verimlilik artışı, insan kaynaklarının başlattığı, uzun soluklu bir yolculuktur. Başarı ulaşılacak hedeften değil, bir öğrenme süreci olan yolculuktan kaynaklanır. Kuruluşlarda insanlar, yaptıkları işlerle, bütünleşmesini bilirlerse, onlar verimliliğin değil, verimlilik onların peşinden koşar.
*
İnsan kaynakları kuruluşları, kuruluşlar dünyayı değiştirirler.
*
Dünyada insansız kuruluş, kuruluşsuz ekonomi olmaz.
*
Kuruluşlar ekonomide, insanlarla çığır açıcı olurlar.