MBA PROGRAMLARINDA BİLİNEN SORUNLARA BİLİNMEYEN ÇÖZÜMLER ARANIR
İster özel, ister kamu, ister gönüllü olsun, her kuruluşun başarısı, oluşturduğu yönetim ve üretim kültürünün, zenginliğinden kaynaklanır. Dünyanın hiçbir yerinde, kalitesiz girdilerle, kaliteli çıktılar elde edilmez. Kaliteli yönetimin ve kaliteli üretimin, her yerde geçerli, formülü yoktur. Bu yüzden bütün kuruluşlar, her zaman değişmeyen sorunlara, değişen çözümler aramak zorundadırlar. Çok sorunlu ve çok çözümlü üretimde ve yönetimde, öğrenmenin sonu yoktur.
*
Yenilikleri yeniliklerin izlediği, insanların ve kuruluşların, hem üretici hem tüketici, oldukları bir yüzyılda, hiçbir insanın, hiçbir kuruluşun, dünyadaki gelişmelerin, dışında kalması mümkün değildir. Bunun için Jack ve Suzi Welch, yılların içinde oluşan birikimleri paylaştıkları, “Gerçek Hayatta MBA” kitaplarında,üretimin ve yönetimin içinde olanlara, “bugün öğren,yarın uygula” diyerek, “rekabet ve strateji, küreselleşme ve büyüme, finans ve pazarlama” alanlarında bildiklerini anlatıyorlar.
*
Amerika’da MBA Programları ilk defa, Yirminci yüzyılın başında, Harvard Üniversitesinde başlatılmıştır. “Amerika’nın başta gelen işi iştir” diyen Avrupalı ve Asyalı Amerikalılar, küçük büyük bütün kuruluşlarıyla, dünyanın üretim ve yönetim kültürü birikimine, çok büyük katkılarda bulunmuşlardır. Silikon Vadisi kuruluşlarıyla, üretimde ve yönetimde köklü dönüşümlerin yolunu açmaya devam etmektedirler.Artık her insan, her kuruluş hem yerel hem küresel olmak zorundadır.
*
Dünya kuruluşlarıyla geleceğe birlikte yürümek için, bütün ülkelerin üniversiteleri, lisans sonrası MBA programlarına, daha çok önem vermeye başlamışlardır. Yerli ürünlerden daha çok, dünya ürürünleri üretmenin önem kazanmasıyla, girişimcilik ve girişim kültürü, bütün üniversitelerin ortak araştırma alanı olmuştur. Üretimde ve yönetimde baş döndürücü gelişmeler olmaktadır.Yerel düşünmek ve küresel davranmak zorunda olan kuruluşlar, dünyanın geçilmeyen yollarından, bilinmeyen ülkelere gitmeye çalışmaktadırlar.
*
Dünyanın açık bir üniversiteye, açık bir kuruluşa dönüşmesiyle, üniversitelerle kuruluşlar arasındaki, duvarlar bütünüyle yıkılarak, birbirleriyle bütünleşmişledir. Ülkeler sanayi toplumundan, bilgi toplumuna doğru yol aldıkça, kuruluşlar için, MBA programlarına yapılan yatırımlar, üretim ve yönetim alanlarına yeni açılımlarla zenginleştiren, en önemli yatırımlar olacaktır. MBA kültürüyle güçlenen, entelektüel sermayenin getirisi, finansal sermayeden çok daha hayatidir.
*
Ülkeler ürün, hizmet ve bilgi üretme güçlerini, kısa, orta ve uzun vadeli MBA programlarıyla zenginleştirilerek, kendilerine daha önce hiç bilinmeyen, yeni alanlar açacaklardır. Planlama, organizasyon ve liderlik gibi yönetim, üretim, pazarlama ve finansman gibi işletme fonksiyonlarının zenginliği, kuruluşların dayandığı toplumun kültürünün derinliğinden kaynaklanır. Yöneticiler gittikçe zorlaşan işletme sorunlarının üstesinden, her alanda karar alma yeteneklerini geliştirerek gelirler.
*
MBA programlarının öğretme ve öğrenme sürecinde, herkesin bildiği sorulara kimsenin bilmediği cevaplar aranır.
*
MBA Programlarında katılımcılar,birikimlerini birbirlerine aktararak, ayrı bir zenginlik kazandırırlar.
*
Dünyada ülkeler üretim güçleri, çok boyutlu MBA kültürüyle, donanan insanlarla büyütürler.